Okunma

1015

Aişe

Yol arkadaşım…

Ben otobüse binerdim okula gitmek için. O da tam dört durak sonra gelir otururdu yanıma. Hep anlatırdım uçarı hikâyelerimi, olgunlukla dinlerdi ve bazen de hakkı tavsiye ederdi. Hastane yolunu birlikte yürürdük, susardı genelde, kafası karışıktı belki, ya da bir derdi vardı ama söylemezdi. Düzenli olarak namaz kılardı, ben kılmazdım. Abdest almak zor derdim okulda. O yardım ederdi abdest almama. Bazen kızardı hatta.

Zengin değildi Ayşe… birkaç çeşit elbisesi vardı, öteki kızlar gibi vitrinlere de bakmazdı. Kanaatkârdı, az yer, onu da hiç belli etmezdi.

Bir gün başörtüsü yasağıyla tanıştık. Sarsıldık birlikte, anlayamadık. Ama ikimiz de başörtümüzden vazgeçmeyi düşünmüyorduk. Herkes teker teker başörtülerini çıkartmaya ya da peruk gibi çözümler üretmeye, üretmeyenler de okulu bırakmaya başlamıştı. Bilmiyorduk ne yapacağımızı. Ayşe’nin baskıcı bir ailesi vardı, eğer okulu bırakırsa evden çıkamazdı, hem bir yığın azar da dinlemek zorunda kalırdı aylarca. Ailesine okulu bırakıp bir kuran kursuna gitmek istediğini söylediğinde ne cevap verdiler bilmiyorum ama O –mecburen- okula devam etme kararı aldı. Okula gitmeli, sonra çalışıp para kazanmalıydı ve ancak böyle kendi hür hayatını kurabilirdi. Ben hala “birileri istedi diye açmam başımı” inadındaydım. O yıl, bu tartışmalarla bitmişti. Okulun son günü birlikte sahile yürümüştük ve yol arkadaşım bana içecek ısmarlamıştı. Kavrulan yüreklerimiz soğumuştu biraz.

Tatil çabuk bitti ve okulun ilk günü ben başörtümü çıkarttığımda karşılaştık onunla. İkimiz de sınıftan çıkamıyorduk öyle. Daha fazlası görmemeliydi, canı acıyordu yol arkadaşımın. Sınıfındakiler çabuk atlatmıştı bu durumu, müzik dinleyip dans etmekten çekinmiyorlardı. Fakat benim yol arkadaşım o gürültüde, o umarsız insanların arasında bir başına Kur’an okurdu, kitap okurdu.

Bir gün şiddetle girmiştim Ayşe’nin sınıfına , “Cenin!” demiştim, “katliam olmuş…” kızlar umursamayınca teybin fişini çekmiştim koparırcasına. Bana kızmışlardı. Sadece yol arkadaşım savunmuştu beni. Ama eminim ağlamıştı o gece. Cenin… zulmü karşılaştırdık. Bizim evimizi, bedenimizi işgal etmemişlerdi henüz. Ama burada, bize kimliğimizi çiğnemimizi teklif etmişlerdi, biz de kabul etmiştik. Bazılarıysa sevinerek kabul etmişti. Ama biz o denli onursuz değildik.

Bu sarsıcı olay üzerine sorguladık hayatımızı. Okumaya başladık yaratan Rabbimiz adıyla. Okudukça yeniledik kendimizi, inşa ettik hayatı ve tarzımızı. Din neydi? Peki zulme karşı Rabbin tarafında olmak?

Okudukça gördük ki birileri bize hakkı söylememişti. Tüm samimiyetimizle girdik vahyin aydınlığına, sıyrılarak zulmün karanlıktan. Gözümüze nur, aklımıza rehber, kalbimize şifa idi Kitab. Furkan oluşuna iman etmiştik.

Ey iman edenler! Allah'ın ve resulünün önüne geçmeyin! Demişti Rabbimiz.

Bize başörtümüzü açalım mı açmayalım mı tartışması düşmezdi öyleyse. Bunu O’na söyledim üzülerek. Benim ve diğer arkadaşlarımın okula gitmemek durumunda alternatifleri vardı, bir şekilde yaşardık. Ama Ayşe… O hem ekonomik hem de sosyal açıdan yoksun bırakılacaktı. Okula gitmiyorsa başka bir yere de gidemezdi. Sonunda şunu söylemişti bize: “istemiyorum fakat okulu tercih etmek zorundayım, başka çarem yok…” Ona hak vermiş miydik, bilmiyorum ama üzgündü herkes.

Aradan aylar geçmişti. Gönlü kırık yol arkadaşım lise son sınıftaydı, üniversiteye hazırlanıyordu ben okul dışı eylemlerdeyken…. Bir gün ansızın –okuldan kaçmak gibi bir adeti yoktu fakat - yanımda bitiverdi. Heyecanlıydı, o pek nadir heyecanlanır. “Bugün meal okuyordum, bak ne gördüm” dedi ve meali uzattı. Şaşırdım, çünkü okula bir saat uzaklıktaki bana, sırf iki ayet meali göstermek için gelemezdi. Yüzüne baktım, “Nisa onyedi onsekiz” dedi.

Okudum.

Fark etmemiştim ben de bu ayeti, Allah öyle demişse boyun eğmeliydik. Bir şey demedim yol arkadaşıma, gözlerime bir ateş yığılmışken baktım yüzüne ağlamaklı. O da benzer bir haldeydi.

“Ne yapacaksın Aişe?”

“Ne yapacağım? Okula gitmeyeceğim elbette…”

Ve terk etti okulu Aişe.

Bir süre evdekileri idare etti ama müdür babasını arayınca devamsızlık hakkını doldurduğu ortaya çıktı ve tabiri caizse kıyamet koptu. Bir süre ciddi bir direniş gösterdi ama sürdürmesi zordu ve baskılara kahramanca yenilerek okula döndü. Birkaç hafta sonra okullar kapandı, sınava da gitti yol arkadaşım ama almadılar içeri, başörtülüydü…

Kavga bitmemişti, hatta yeni başlıyordu onun için. Artık görüşemiyorduk, engellenmiştik. Dilediğini okuması bile engellenmişti. Küçük adımlarla, yoğun savaşlarla edinmeye başladı yeniden haklarını bir bir…

Şimdi göremiyorum onu pek. Ama biliyorum ki dört durak ötede bir dostum uyuyor geceleri karanlığa. Biliyorum omuz omuzayız her kavgada.


Varsın zulüm bütün dünyayı sarsın,

varsın mutluluklar başka bahara kalsın,

Madem ölüm tek bir defa gelecek

O da neden Allah için olmasın?


  Yorumlar

 
Rastgele Konular
Son Eklenenler
Desiderius Erasmus Sözleri

Etkin - Sensizim Canım Chat

Dudaklarımdasın

İLK CİNSEL İLİŞKİ (İlk Gece)

Ela Gözlüm

http://www.chatadana.com

http://www.chatadana.com

Ferolle Aşk Parfümü

bedava sohbet odaları Chatadana.com

Bedava sohbet odaları Adanasohbet Chatadana.com

 

 
WebMaster : Ahmet Kadir Yalçın

Hosting : Şeker Shell Internet Hizmetleri

Copyright 2010 Her Hakkı Saklıdır. chatadana.com