Okunma

1549

Kadin ve Yabancilaşma Cinsellikden uzaklaşma

Toplumsallaşma süreciyle kadın cinsinin, toplumsal platformda kadın cinsiyeti rolüne dönüşmesi/dönüştürülmesini görüyoruz. Bunun sonucunda da boyun eğen, kendi bedenine, kendi kimliğine yabancılaşan ve kendine düşman bir yapıyı içselleştirmek zorunda kalan kadının yaşadığı bir dizi psiko-sosyolojik sorunlar yumağıyla karşılaşıyoruz.

Toplumsal öğrenme kuramı ışığında konuya yaklaşırsak çocuğun cinselliğine göre ilk değerlerin içselleştirildiği aileden başlamak üzere okulda, işyerinde, arkadaş çevresinde yoğunlaşarak süren kadın-erkek rol kalıplarının bireyi nasıl kendi özvarlığına yabancılaştırdığını, kazandığı sosyal kimliğin (kendisinin olmayan değerler sistemiyle) nasıl bireysel yabancılaşmışlığı arttırdığını açıklayabiliriz.



Kadın doğduğu andan itibaren kendisi için doğruluğuna inandığı değerlerle değil, içinde bulunduğu sosyal yapılanmanın normatif değerlerinin onun için öngördüğü doğrular yapılanmasıyla karşı karşıya kalır. Oynayacağı oyuncaklar, giyeceği kıyafetler, ona uygun görülen narin isimler, nerede nasıl davranacağı onun dışında belirlenmiştir.

Sosyalleşme süreci,, ataerkil yapılanmanın kendi varlığını devam ettirmesinde çok büyük bir öneme sahip olduğu için kadının itaatinin sağlanması ve erkeklerin koruyucu-egemen bir bakışaçısını kazanması özellikle üzerinde durulan konulardır.

Yüceltilen erkek değerleriyle karşı-karşıya kalan kadın, kendi kimliğine öylesine yabancılaştırılır ki aile içinde ve toplumda iyi bir statü kazanmasının, saygı duyulan bir insan olmasının ve istediklerine ulaşmasının en iyi yolunun erkek kimliği alternatifleri olduğunu anlayınca ya erkek gibi davranmaya öykünür, ya ezilmişliğini kabul edip herşeye itaat eder ya da kendi kadın kimliğini var etme ve bu eşitsiz yapılanmaya karşı çıkma mücadelesine girer.

Erkek kimliğine öykünen kadınlar kendilerini yaşamama dolayısıyla kendi kadınlıklarına yabancılaşmaya başlarlar. Çünkü kadın olmak, kadın olduğunu yüksek sesle söylemek bu erkek yapılanmasında onun ciddiye alınmaması, aşağılanması, acı çekmesi anlamına gelir.

Erkek yapılanması içinde kendini eriten kadınlar, erkek gibi davranmak, erkek gibi giyinmek, erkek literatüründeki konuşma ağzını kullanmak durumunda oldukları için ataerkil yapılanmada beğenilen insanlar olarak görülürler. Çünkü "maşallah erkek gibi kızdır" artık o!!

Kendisini erkek olma nimetleriyle yücelten insanları arkadaş olarak seçen kadın, kendini erittiği bu ataerkil yapı içerisinde özgürleştiği yanılgısını, kadın olmasının doğuracağı en küçük problemde farkedip "elinin hamuruyla erkek işine karışmamayı" öğrenir.

Artık o ne bir kadındır ne de bir erkek. Bu çatışma kadının, hem zayıf varlıklar olarak küçümsediği hemcinslerine hem de bir türlü dahil olmadığı erkek cinsine karşı kırgınlığı getirir.

Sosyalleşme süreci ataerkil yapıca öylesine biçimlendirilmiştir ki bireyin seçeceği meslekler bile "kadın işi", "erkek işi" olarak ayrılmıştır. Örneğin ev işi kesinlikle kadının görevidir. Bireyin tutum ve davranışları bile cinsiyetinin ne olduğuna bağlı olarak biçimlendirilmiştir. Örneğin erkekler ağlamaz, karı gibi gülmezler. Oysa kadın için ağlamak, korkmak çok doğal birşeydir. Kadınların erkeklerle arkadaşlığı sınırlandırılmıştır. Kadının en büyük vazifesi iffetini dış mihraklardan korumaktır. Bunu öncelikle ailesi, çocukları ve eşi için yapmalıdır. Okulda gördüğü kitaplarda bireye cinsiyetine göre nasıl davranması gerektiği öğretilmektedir.

Doğduğu andan itibaren kendini içinde bulduğu ilahi dini bile bireyin cinsiyetine göre yerini ve görevlerini ona dikta eder. Kadının salt cinsiyetinden dolayı kendisine yöneltilen bunca ağır ve küçültücü yapılanmadan sonra kendini varetmesi ve tüm bunların dışına çıkıp kendine bir yaşam kurması oldukça zordur.

Evlilik kurumuyla zincirlenen bireysel ilişkileriyle de, kadın kendine yabancılaşmanın en yoğun alanına girmiş olur. Artık o yuvayı yapan dişi kuştu. Ev işlerini yapar, eşine hizmet eder, çocuk doğurur; bu çocukları kendisine düşman bu yapılanma içerisinde yetiştirmek zorunda kalır. Kadın ailesinin namusunu da simgeler aynı amanda. Kiminle sevişeceği, kime aşık olacağı belirlenmiştir. Kocasının küçük çapkınlıkları onun elinin kiridir ama kadının kocasından başkalarına gönlünün kayması kesinlikle namussuzluktur, yüzkarasıdır.

Kendi cinselliğine bu denli yabancılaştırılan, kendi bedeni üzerinde bile söz hakkı olmayan kadının, lezbiyen oluşu durumunda yaşayacağı sancıları hayal etmek bile çok korkunç geliyor insana.

Artık o hem namussuz, hem sapık hem de yüzkarasıdır. Kadın kimliği öylesine baskı altında tutulmuştur ki bir de bunun üstüne lezbiyen olmak çok daha fazla problemi beraberinde getirir.

Kadınlara ilgi duyduğunu algıladığı ilk devrelerde pek çok lezbiyenin erkek mi, kadın mı rolünde olduğu sorusuna takıldığını düşünüyorum. Çünkü bizlere insan ilişkileri öylesine rol kalıpları içinde öğretilmiştir ki bunun dışını hayal etmek ve yaşamak çok zordur. Oysa kadın oluşunun güzelliğini hissedip kadınları seven bir kadın olmak çok uzak bir düş gibidir.

Lezbiyen olmanın getirdiği bir diğer sıkıntı ise yanındaki kadının sevgilisi olduğunu söylemediği zaman sıkıntı yaşamayacağı düşüncesiyle birlikteliklerinden dolayı sorun yaşayan heteroseksüel arkadaşlarından daha şanslı sayma yanılgısıdır. Bunun aslında ne kadar acı ve bireyi kendisine yabancılaştıran korkunç bir durum olduğunu algılayamamak bir lezbiyen için çok üzüntü veren bir durumdur bana göre...

En yakın arkadaş çevresinde bile sevgilisine yabancısıymış gibi davranmak zorunda kalmak; en başta kocaman bir yalandır, ardından kendi gerçekliğini yadsımaktır. Tüm bunlar lezbiyen kadınların kendilerine yabancılaşması ve hatta kendi gerçeklerini çarpıtması sonucunu doğurmaktadır.

İşte tüm bu yapılanmayı kırmak ve tüm gerçekliğiyle, dürüstçe ve özgürce kendimizi varkılmak için lezbiyen ve feminist kadınların daha mücadeleci ve daha realist olmaları gerektiği inancındayım. Bu inançla eşcinsel ve kadın gruplarının varlığını çok önemli buluyorum.



  Yorumlar

 
Rastgele Konular
Son Eklenenler
Ilk Gece,

KAL BİRAZ DAHA

Yüzde Yüz Garantili Orgazm

MURATHAN MUNGAN hayatı ve şiirleri

çünkü biz dostuz

http://www.chatadana.com

http://www.chatadana.com

Ferolle Aşk Parfümü

bedava sohbet odaları Chatadana.com

Bedava sohbet odaları Adanasohbet Chatadana.com

 

 
WebMaster : Ahmet Kadir Yalçın

Hosting : Şeker Shell Internet Hizmetleri

Copyright 2010 Her Hakkı Saklıdır. chatadana.com